2007 Yaz
2007 YAZ GEZİSİ
11 Ağustos 2007 günü geziye katılanlar; İlyas Tekkoyun(Eski Muhtar, Emekli), Ramazan Soyuçok(Sakallı-Çoban), Mehmet Tekkoyun(Doç. Dr.), Mehmet Tekkoyun’un çocukları Musa Emcet, Süleyman Ferhan, Mevlüt Bilge, Mehmet Ali Umunç(Öğretmen-Felsefe), Ali İhsan Yaylacık(Muhasebeci) ve oğlu Oğuzhan.
Geziye toplam 9 kişi katıldı. Geziye daha fazla katılım olacağını ummuştum. Doğal olarak bazı nedenler geziye katılımı düşürdü. Düğünler, yaz ayının iş-güçleri ve yurt dışından gelen gurbetçilerin izin ve tatil mevsimi olma nedenler olarak gösterilebilir. Ayrıca bir gezi geleneği ve kültürünün oluşmayışı.
Gezinin toplanma yeri Cevizli Kahve idi. Sabah saat 8:00 civarı yola çıktık. Yaya olarak köy(kasaba) içinden geçerek “Hüseyin Beyler” yoluyla , “Kara Ardıçlık” ve “Bozuk Bağ”dan geçerek Çağırgan Gözü(Özü) vardık. Rehberimiz İlyas Tekkoyun(Kayın pederim) idi. İçimizde en yaşlı o idi. Ve oraları gayet iyi biliyordu. Çağırgan Gözü’nü ben hala 1980 li yıllardaki gibi biliyordum. Ne yazık ki o günlerden eser kalmamış. Anlatıldığına göre daha önceleri orada 25-30 civarında ev varmış ve köylünün neredeyse yarısı oraya taşınırmış ve bağ bahçe yaparmış. Şu an harım dediğimiz çalı duvarlar bozulmuş, evler yıkılmış, önceki ağaçlar bakımsız bir halde. Sadece iki bahçede bakıma alınmış. Köyün su problemi malum. Asıl o Çağırgan Gözü’nü bitiren şeyin, göz suyunun köye içme su olarak gelmesi. Orada halaoğlu Musa Tekkoyun ve Eşi Gülsümle karşılaştık. Onlar çobancılıkla uğraşıyorlar. İki tane Kangal köpek çocukların ilgisini çekti. Burada bazı bahçelerden ceviz, fındık alıp tadını baktık. Çağırgan gözünden köye gelen suyu inceledik ve doya doya içtik. Oradan Ali Parmakların bahçelerine geçtik. Orada çeşmelerin kuruduğu şahit olduk. Şerafettin ve Nurettin Parmak’ın alabalık tesisi yapmaya teşebbüs ettiği mekânı gördük. Derken tepeyi aşarak “Yukarı Kelebekli” Çeşmesine vardık. Çeşmenin yapılış tarihi 20.06.1974. Kelebekli denmesinin sebebi orada çok sayıda kelebek oluşu imiş. Oradaki kavak ağaçların suyu emdiği ve suyun azalmasını neden olduğu söylendi. Daha sonra yolumuz Ören’e idi. Ören’e varırken bir çoban, keçileri ve bir de çoban köpeğine rastladık. Biz sürünün içinden geçerken köpek biraz huysuzlaştı ve daima havladı. Haklı olarak sorumlu olduğu hayvanları koruyordu. Ören dediğimiz yine Kara yayla’nın Erdolmuş Mahallesine yakın bir çeşme idi. Ören’in hemen üzerindeki tepede küçük bir mağara vardı ve orayı inceledik. Burada, Mehmet Ali ve Oğuzhan biraz daha kısa yoldan başka bir yoldan ve diğerleri olan bizler başka yoldan Kuş Oluğu’na vardık. Orada Ali İhsan’ın bahçesi ve ceviz ağaçları vardı. Bahçesinden salatalıkları koparıp afiyetle yedik. Cevizlerin tadını bakmadık ama maşallahları vardı. Özel bir ceviz cinsleri imiş. Ayrıca orada soğan salatasına ekşi olarak konan bir bitki vardı ama henüz olgunlaşmamıştı. Yaklaşık bir ay sonra kırmızıya döndüklerinde Olgunlaştığı belirtildi. Buradan Kara yayla’nın Çatmalı mahallesine doğru yola koyulduk. En küçük oğlum(7 yaşında) artık yorulmuş ve kendisini taşımamı istedi. Yaklaşık köyden yaklaşık 8-10 kilometre yürümüştük. Çatmalıya varınca yerden bir çeşmeden yine doya doya su içtik. Su tek kelimeyle mükemmeldi. Yanımızda azıklarımız vardı ama gezi ekibi içindeki Ali İhsan bu mahalledendi. Annesine önceden haber vermiş ve bizim için hazırlık yapılmışlar. Eve varınca gerçekten çok sevindiler ve hoş karşıladılar. Benim için bir sürpriz vardı; o da Ali İhsan’ın abisi Ayhan Bey (Öğretmen) benim Ortaokuldan arkadaşımdı ve epey zamandır görüşmemiştik. Aynı zamanda arkadaşım Ayhan apandisten ameliyat olduğunu öğrendik ve geçmiş olsun dileklerimizi sunduk. Evde dinlenirken en küçük oğlum yorgunluktan sızdı ve onu aşağıda uygun bir yere yatırdık. Biraz oradan buradan muhabbetten sonra yemeğin hazır olduğu söylendi. Aşağıya indik ki benin küçük afacan uyanmış. Ve afiyetle karnımızı doyurduk. Yemek arkasından taze taze ayran içtik. Sıra çayda idi. Onu da içtikten sonra gezimizin son durağı olan henüz keşfedilmemiş olan ve gizemli mağaraya doğru yola çıktık. Yaklaşık bir saat yürüdükten sonra dağın zirvesindeki mağaraya vardık. Mağaranın giriş kısmı dar ve karanlıktı. Bende yüksek tansiyon olduğu için mağaraya tamamen giremedim. 2-3 metre kadar gidebildim. Diğer ekip 15-20 metre kadar gitti. İçerisinin karanlık, sineklerle dolu ve sarkıt-dikitler olduğu ve ıslak olduğu söylendi. Eğer ileride mağara biraz daha genişletir ve düzenlenirse tekrar bu mağarayı gezmek isterim. Dönüşte başka bir güzergâhtan Çatmalıya dönerken büyük bir yer çöküntüsü gördük. Bu da epeyce ilginçti. Yaklaşık 30–40 metre derinliğinde ve 50x60 metre kare bir alanı kaplıyordu. Ayrıca Çatmalıya ait su deposu gördükten sonra Çatmalıya vardık. Burada bıraktığımız eşyaları aldıktan ve dostlarımızla vedalaştıktan sonra Çağırgan’a doğru yola çıktık. Ali İhsan ve Ayhan Beyler bizi çıkışa kadar uğurladılar. Ekipten iki kişi Ali İhsan ve oğlu bu mahalleden idi ve burada kaldılar. Biz 7 kişi önce üç çeşmeler dediğimiz Hacı Mustafa”nın Çeşmesine oradan da Çağırgan gözüne teğet olarak geçerek, Bozuk Bağdan ve Kara Ardıçlıktan, Çiğillikten Mahmutlar Mahallesine geldik. Ramazan Soyuçok, sağ olsun bizi 5 değil 7 çayıyla misafir etti. Burada yorgunluğumuzu attıktan sonra traktörle köye vardık. Gezimiz çok zevkli idi ama o derece de yorucu idi. Ama yorgunluk bitince o tat, o lezzet ebediyete kadar bu satırlarla ve anılarla hep yaşayacak. Buradan geziye katılanları teşekkür ediyorum. Mazeretli olarak katılamayanları gelecek gezilerimizde görmek istediğimizi özellikle belirtmek isterim. Selam ve Hürmetlerimle…
Doç. Dr. Mehmet TEKKOYUM
13.08.2007
DENİZLİ
|
|
|
|
|
![]() |
